Yazıp yazıp sildiğim kelimeler takılıveriyor aklıma,
Neden yazdım? Niçin burada? diye bilemeden,
Hep silmekle uğraşıyorum.
Ya da telefonda yer kaplayan saçma resimler.
Neden aldım bunu hayatıma?
diye düşünmeden edemediğim
kimselerle,
Bu foto ne alaka? dediğim fotoğraflarla dolu hayatım.
Rüzgar yüzüne yüzüne çarpıyordu yazarın.
Sıcak olduğu halde esen hafif meltem,rahatlatıyordu onu.
Hikayesini yazabiliyordu böylelikle.
Kalem kağıt üzerinde dans edercesine dönüyordu.
Eski usûl yazıyordu.
Ama kelimeleri,harfleri belki de hikayesinde yer verdiği karakterleri bu şekilde hissediyordu.
Ruhunu koyuyordu ortaya,resmine son derece odaklanan ressam gibi görünüyordu dışarıdan bakana.
Sıcak olduğu halde esen hafif meltem,rahatlatıyordu onu.
Hikayesini yazabiliyordu böylelikle.
Kalem kağıt üzerinde dans edercesine dönüyordu.
Eski usûl yazıyordu.
Ama kelimeleri,harfleri belki de hikayesinde yer verdiği karakterleri bu şekilde hissediyordu.
Ruhunu koyuyordu ortaya,resmine son derece odaklanan ressam gibi görünüyordu dışarıdan bakana.
Durgun sularda gezen bir gemi misaliyim,
Ağır ağır ilerliyorum yaşam denizinde.
Güneşin sıcaklığı ne kadar ısıtıyorsa içimi,
Akşam vakti bir o kadar üşüyorum.
İlmek ilmek dokunan nakış gibi,
Merhamette dokunsa yüreklerimize...
*Yukarıdaki sözlerle başlamamın elbette bir sebebi var ki geçen yaşadığım bir olayı aktarmak istiyorum.
Yazıp yazmamak arasında kaldım.
"Yaz be HanHan" diyen kısmım ağır basmış olsa gerek kendimi blogumda buldum.*
Merhamette dokunsa yüreklerimize...
*Yukarıdaki sözlerle başlamamın elbette bir sebebi var ki geçen yaşadığım bir olayı aktarmak istiyorum.
Yazıp yazmamak arasında kaldım.
"Yaz be HanHan" diyen kısmım ağır basmış olsa gerek kendimi blogumda buldum.*
Doğuyordu güneş her sabah ki gibi,
Kalbimdeki yalnızlığı ortaya çıkarırcasına.
Vuruyordu ışığı,odamın üçgen penceresine,
Uyku tutmayan saatler olduğu için,
Gözlerim acısa da uyuyamadığım için,
Usulca seyreyliyordum,
Güneşin ışığını.
Benim aksime parıl parıl parlıyordu,
Her şeyin üstünden karanlık örtüsünü bir anda kaldırıveriyordu.
Ya yüreğim!
Ondan da kaldırabilecek miydi acaba yalnızlığımın karanlığını?
Eski zamanların kıymetini anlıyor kalbim.
Aniden hüzün kaplayıveriyor içimi,
Gözlerim tebessüm eden dudaklarıma muhalefet edercesine,dolu dolu oluveriyor. Genç bir bedendeydim
Fakat niye bu kadar yaşlı hissediyordu ruhum?
Dökülemiyor dudaklarımdan,
Çıkmasa mı daha hayırlı
Çıksa mı bilemiyorum.
Ya da illa söz ile mi ifade etmem gerekir?
Ruh halim anlatmıyor mu acaba herşeyi!
Mutlu mu gözüküyorum ?
Yoksa bilmeden rol yeteneğim mi gelişti...
Aynalar mutluluğumun sahte olduğunu bağırırken,
İnsanlar neden anlayamıyor ki!
Değerini Tam Bilemediğimiz Nadide Varlıklar:Annelerimiz
By HanHan Asya - Mayıs 08, 2016
Yaşamımızda bulunan herkesin ve yaşadığımız her bir vaktin kıymetini bilmek, sevdiklerimize de bu değeri gösterebilmek, hissettirebilmek çok önemlidir.
Hava mı yağmurlu?
Yoksa gözlerim mi döküveriyor damlalalarını,
Etrafımdakiler mi kör ve sağır?
Yoksa görmezden, duymazdan mı geliniyorum,
Hiç bir şeyi tam bilemiyorum.
Durun geri çıkmayın!
Evet evet!
Doğru adrese geldiniz.
HanHan'ın Sayfası
yeni yaşına kısmet olan,
yeni görüntüsü ile blog olmaya,
sizler ile benim aramda aracı olmaya devam edecek.
Saatler yavaş,günler hızlı ilerliyor hayatımda.
Bazen kendimi unutuyorum,
Geçen günlerin girdabında,
Yaşıyor desinler diye yaşıyorum.
Yavaş ilerleyen yelkovan ile akrep,
Gün sonunda, aslında hızlı hareket ettiklerini fısıldıyorlar bana.
Ömrümden bir yaprak kopuyor,
Sanki arkadaşıma defter sayfası veriyormuşum gibi.
Kopardığım sayfalar,
Diğerlerininde hızlıca kayıp gitmesine sebep oluyor kimi zaman.
Gözlerin kapalı ve sen,
Şu anda en güzel yerdesin.
Hayır cennet değil burası.
Dünyadasın.
Fakat gerçek dünyanın dışında,
Kaçış yerindesin.
Aynı dilden dökülmeyen cümleler gibi.
Mürekkepi ile dillendirmez kelimeleri,
Yaşadıkları,yaşayamadıkları olduğu gibi,
Yazdıkları,yazamadıkları olur insanın.
İnsanlar niye böyle?
Niye kendilerinden aşağı olanları ezmeye meyilli!
Kullan ne kadar kullanabilirsen kârdır modunda geziyorlar.
Peki kendi sorumluluklarını bile başkasına yıkanlar?
Şubat ayı 4 yılın başı 29 gün olmuş fakat bana yaramadı galiba.Zira benim içimden zırnık yazma isteği gelmiyor.
Geldiği anda konu bulamıyor, bulduğum anda istek kaçıyor.
Bu konu hakkında mimlendiğimi ilk görünce 'aha HanHan şimdi ottokaji? yedin ayvayı!'demeden edemedim.
*Aslında bu mim taslaklarda yayınlanmayı bekliyormuş.Kore Fenomeni'ne kocaman bir özür!Ben sınavlardan unutuvermişim*
Sevdiğimiz,sevmediğimiz,takıntılı olduğumuz hallerimiz mimin ana fikri.
Peki neden bu kadar korktum? 24 yıldır kendimi tanıyamadığım için mi?yoksa anlatılmaz bir insan olduğumdan mı?
Bunu bende bilmiyorum.Bakalım nasıl bir yazı olacak?Merak ediyorum...
*Aslında bu mim taslaklarda yayınlanmayı bekliyormuş.Kore Fenomeni'ne kocaman bir özür!Ben sınavlardan unutuvermişim*
Sevdiğimiz,sevmediğimiz,takıntılı olduğumuz hallerimiz mimin ana fikri.
Peki neden bu kadar korktum? 24 yıldır kendimi tanıyamadığım için mi?yoksa anlatılmaz bir insan olduğumdan mı?
Bunu bende bilmiyorum.Bakalım nasıl bir yazı olacak?Merak ediyorum...
Güzel bakabilen, güzel görür derler.
Belki de bu yüzden "Güzele bakmak sevaptır" sözünün aslı "Güzel bakmak sevaptır"dır...
Belki de bu yüzden "Güzele bakmak sevaptır" sözünün aslı "Güzel bakmak sevaptır"dır...
Keşke yüzler gibi,karakterlerde retrica gibi programlarla güzelleştirilebilse...
Bazı insanların karakteri o kadar o kötü oluyor ki.Hemde dayanılmayacak derece de...
Hele de ne olursa olsun yüz yüze bakmak zorundaysanız, onunla konuşurken oscarlık ödül kazanırsınız, ona sevmediğinizi belli etmemek için..
Bazı insanların karakteri o kadar o kötü oluyor ki.Hemde dayanılmayacak derece de...
Hele de ne olursa olsun yüz yüze bakmak zorundaysanız, onunla konuşurken oscarlık ödül kazanırsınız, ona sevmediğinizi belli etmemek için..


























