O kadar halsizliğime ve yorgunluğuma rağmen Pazar günü yani dün, yaşı benden küçük olan bir arkadaşımın düğününe katılmam gerekti.
Neredeyse bir sene olmuş.
Hayatım aynı monotonlukla devam etse de,herkese değişen şeyin sadece yaşım olduğunu söylesem bile,
yaş ilerleyince insanların bakışlarının da değiştiğini söyleyebilirim.
Yazıp yazıp sildiğim kelimeler takılıveriyor aklıma,
Neden yazdım? Niçin burada? diye bilemeden,
Hep silmekle uğraşıyorum.
Ya da telefonda yer kaplayan saçma resimler.
Neden aldım bunu hayatıma?
diye düşünmeden edemediğim
kimselerle,
Bu foto ne alaka? dediğim fotoğraflarla dolu hayatım.
Rüzgar yüzüne yüzüne çarpıyordu yazarın.
Sıcak olduğu halde esen hafif meltem,rahatlatıyordu onu.
Hikayesini yazabiliyordu böylelikle.
Kalem kağıt üzerinde dans edercesine dönüyordu.
Eski usûl yazıyordu.
Ama kelimeleri,harfleri belki de hikayesinde yer verdiği karakterleri bu şekilde hissediyordu.
Ruhunu koyuyordu ortaya,resmine son derece odaklanan ressam gibi görünüyordu dışarıdan bakana.
Sıcak olduğu halde esen hafif meltem,rahatlatıyordu onu.
Hikayesini yazabiliyordu böylelikle.
Kalem kağıt üzerinde dans edercesine dönüyordu.
Eski usûl yazıyordu.
Ama kelimeleri,harfleri belki de hikayesinde yer verdiği karakterleri bu şekilde hissediyordu.
Ruhunu koyuyordu ortaya,resmine son derece odaklanan ressam gibi görünüyordu dışarıdan bakana.
Hava mı yağmurlu?
Yoksa gözlerim mi döküveriyor damlalalarını,
Etrafımdakiler mi kör ve sağır?
Yoksa görmezden, duymazdan mı geliniyorum,
Hiç bir şeyi tam bilemiyorum.
Durun geri çıkmayın!
Evet evet!
Doğru adrese geldiniz.
HanHan'ın Sayfası
yeni yaşına kısmet olan,
yeni görüntüsü ile blog olmaya,
sizler ile benim aramda aracı olmaya devam edecek.
Evvel zaman içinde kalbur zaman içinde diye başlar masallar.
Hayat masal gibi olmasa da herkesin anlatmak istediği kelimeleri, hikayeleri ,masalları olur.
Dış dünyaya dökemediği şeyleri yazmakla başlar bazıları.
Okurlarını, elindeki kalemi vasıtasıyla gezdirir.
Bir kelimeden diğerine atlarken okur,aslında yazarın iç dünyasına yolculuk yapar bir nevi.
Saatler yavaş,günler hızlı ilerliyor hayatımda.
Bazen kendimi unutuyorum,
Geçen günlerin girdabında,
Yaşıyor desinler diye yaşıyorum.
Yavaş ilerleyen yelkovan ile akrep,
Gün sonunda, aslında hızlı hareket ettiklerini fısıldıyorlar bana.
Ömrümden bir yaprak kopuyor,
Sanki arkadaşıma defter sayfası veriyormuşum gibi.
Kopardığım sayfalar,
Diğerlerininde hızlıca kayıp gitmesine sebep oluyor kimi zaman.
Gözlerin kapalı ve sen,
Şu anda en güzel yerdesin.
Hayır cennet değil burası.
Dünyadasın.
Fakat gerçek dünyanın dışında,
Kaçış yerindesin.
Aynı dilden dökülmeyen cümleler gibi.
Mürekkepi ile dillendirmez kelimeleri,
Yaşadıkları,yaşayamadıkları olduğu gibi,
Yazdıkları,yazamadıkları olur insanın.














