Uzun bir aradan sonra döndüm diyebilirim.
Şu geçen zamanda ülke olarak baya badireler atlattık diyebilirim.
Ama hayat durmadı akıp gitti.
Bende ilham perimi kaybettim yazamadım.Çoğu kez elim yazmaya gitse de maalesef bir satır giremedim.
Çözülmesi zor olan matematik problemleri gibi,
Belki de kolay bir yolu vardır
Ama ben bilemiyorum.
Bir ara,
Cevabı bulduğumu zannediyordum.
Sağlama yapınca,
Yanlış çıktı
Bildiğim bütün doğrular.
Ben zaten en başından beri sözelciydim, Cevaplayamayacağım sorularla,
Boşa zaman kaybetmişim.
Boşa zaman kaybetmişim.
Dökülemiyor dudaklarımdan,
Çıkmasa mı daha hayırlı
Çıksa mı bilemiyorum.
Ya da illa söz ile mi ifade etmem gerekir?
Ruh halim anlatmıyor mu acaba herşeyi!
Mutlu mu gözüküyorum ?
Yoksa bilmeden rol yeteneğim mi gelişti...
Aynalar mutluluğumun sahte olduğunu bağırırken,
İnsanlar neden anlayamıyor ki!
Hava mı yağmurlu?
Yoksa gözlerim mi döküveriyor damlalalarını,
Etrafımdakiler mi kör ve sağır?
Yoksa görmezden, duymazdan mı geliniyorum,
Hiç bir şeyi tam bilemiyorum.
İnsanlar niye böyle?
Niye kendilerinden aşağı olanları ezmeye meyilli!
Kullan ne kadar kullanabilirsen kârdır modunda geziyorlar.
Peki kendi sorumluluklarını bile başkasına yıkanlar?
Şubat ayı 4 yılın başı 29 gün olmuş fakat bana yaramadı galiba.Zira benim içimden zırnık yazma isteği gelmiyor.
Geldiği anda konu bulamıyor, bulduğum anda istek kaçıyor.
Güzel bakabilen, güzel görür derler.
Belki de bu yüzden "Güzele bakmak sevaptır" sözünün aslı "Güzel bakmak sevaptır"dır...
Belki de bu yüzden "Güzele bakmak sevaptır" sözünün aslı "Güzel bakmak sevaptır"dır...
Bazen yazmak ister insan...
Sadece yazmak...
Ne yazacağını bilemese de,
kelimelere,harflere dokunmak ister.
Haydi bakalım buyrun HanHan cevaplarına!













